RSS

HIL

Küçük iş için sakin not.

İş

Tek kişilik toplantı neden verim değildir

Saat 11:00, takvim toplantı der, oda boştur. Tanıksız sahne çoğu masada iş gibi okunur; karar üretmez, bakılan yeri boş bırakır, kişiyi yorar.

· · güncellendi

Tek kişilik toplantı neden verim değildir

Saat 11:00. Takvim bir satır gösterir: “toplantı.” Satır tek kişilik birçok masada bir iş gibi okunur. Okunan iş kişiyi bir sahneye çıkarır. Çıkarılan sahne karar üretmez. Üretilmeyen karar, toplantıyı üç alanda bitirmenin tanığını da unutturur. Unutulan tanık bakılan yeri boş bırakır. Boş yer, tek sahibin yorulmasını da erken doğurur. Doğan yorgunluk tiyatroyu verim sanır. Sanı haksızdır.

Bu sahneyi bir odaklanma vaadiyle kapatmak kolaydır. Vaat tek kişilik saati bir kahramanlık ilan eder. İlan tanığın yokluğunu gizler. Gizlenen yokluk “düşündüm” rahatlığını üretir. Rahatlık bakılan iki satırı vermez. Vermeyen saat perşembe yokluk üretir: ne kararlaşmıştı? Yokluk bir ihanet sanılır. Sanı kişiyi döver. Dövülen kişi bir sonraki 11:00’i daha uzun tutar. Uzun tutulan sahne yine karar bırakmaz. Bırakmayan sahne yorgunluğu büyütür. Büyüyen yorgunluk verim gibi anlatılır. Anlatı çoğu zaman yalnız izsiz bir monologdur.

Tek kişilik saat toplantı mıdır?

Toplantı, bakılan yerde kalan bir karardır. Karar olmayan saat bir oturuş olabilir. Oturuş kötülüğü değildir. Oturuşu toplantı sanmak kötülüğüdür. Sanılan toplantı takvimi doldurur. Dolu takvim çalışmış gibi görünür. Görünen yer çoğu zaman tanığın olmadığı bir tiyatrodur. Tiyatro karar üretmez. Üretmeyen tiyatro kişiyi yorar. Yorulan kişi sahneyi daha ciddi ilan eder. İlan yorgunluğu gizlemez.

Tersi de vardır. Her yalnız bakış toplantı diye yasaklanır. Yasak düşünme saatini de kusurlu yapar. Kusurlu ilan zalimdir. Zalim ilan bu derginin işi değildir. İş, tanıksız sahnenin neden verim olmadığını söylemektir. Söylemek 11:00’i bir imtihan olmaktan çıkarır. İmtihan olmayan saat adlandırılabilir: bakış, kırıntı, karar. Adlandırılan üç ağız utanarak yan yana kalabilir. Yan yana kalmak aynı şey olmak değildir.

  • Takvim satırı toplantı olmak zorunda değildir.
  • Yorulma verim olmak zorunda değildir.
  • Karar bakılan iki satırda kalır; monolog kayıt sanılmaz.

Bu sahneyi bir verimlilik markasına bağlamak da yanlıştır. Marka tek kişilik saati bir odaklanma aracına çevirir. Çevrilen araç 11:00’i yine imtihan yapar. İmtihan kararı tutmaz. Tutmayan karar perşembe yokluk doğurur. Doğan yokluk yeni bir sahne ister. İstenen sahne ikinci bir tiyatrodur.

Yorulma verim midir?

Tek kişilik toplantı verim değildir; çünkü verim bakılan yerde kalan izdir. İz olmayan yorgunluk tiyatronun faturasıdır. Fatura “çok çalıştım” rahatlığını üretir. Rahatlık bakılan yeri boş bırakır. Boş yer perşembe iki hatıra doğurur: ben kararlaştırmıştım, kâğıt yok. İkisi de samimi olabilir. Samimi iki ağız tanığın yokluğudur. Yokluk kader değildir. Kader gibi görünen şey, sahnenin iş sanılmasıdır.

Yorgunluk bir kimlik değildir. Kimlik her 11:00’i aynı sahneye zorlar. Zorlanan sahne bakım saatini de kusurlu yapar. Kusurlu ilan zalimdir. Zalim olmayan bakış saati adlandırır: bu, toplantı değil bakış. Adlandırılan bakış takvimi utandırmaz. Utandırmayan ad yorgunluğu da küçültür. Küçülen yorgunluk kahraman görünmez. Görünmeyen kahramanlık kararın ölmemesidir.

“Her düşünme toplantıdır” cümlesi burada bir kural tableti değildir. Tablet masaları tek biçime ezer. Ezilen masa kendi bakışını göremez. Göremeyen masa bakışı da tiyatro yapar. Yapılan tiyatro iz bırakmaz. Bırakmayan iz perşembe yokluk üretir.

Tanıksız sahne verim gibi kurulur çünkü takvim doludur. Dolu takvim çalışkanlık gibi görünür. Görünen çalışkanlık çoğu zaman bakılmamış bir karardır. Bakılmamış karar “düşündüm” ile örtülür. Örtü karşı kişiyi bağlamaz; tek kişilik masada karşı kişi çoğu zaman yarınki kendinizdir. Yarınki kendiniz perşembe aynı sahneyi yeni sanır. Sanı yorgunluğu haklı çıkarır gibi görünür: bak, yine toplanmam gerekti. Görünen haklılık döngüdür. Döngü sahneyi bir kimliğe çevirir: tutulan toplantı, boşa giden saat. Kimlik yorgunlukta çatlar. Çatlayan kimlik 11:00’i daha da ciddi ilan eder. İlan kararı büyütmez. Büyümeyen karar bakılan iki satır ister: ne seçildi, ne bakılacak. İstenen satır bürokrasi sanılır. Sanı haksızdır. Haksız okuma kısa satırı bir form yapar. Form olmayan satır küçük işin nezaketidir.

İki satırlık bir 11:00

Küçük örnek bir stüdyo çarşambasıdır. Takvim “toplantı” der. Denen satır iki satıra iner: “kapak sade. Cuma bakılacak.” Satırlar bir odaklanma gösterisi değildir. Satırlar 11:00’in tiyatro olmamasını ister. Olmayan tiyatro kişiyi utandırmaz. Utandırmayan satır yalnız bakışı yok saymaz. Yok sayılmayan bakış karar olmak zorunda da değildir. Olmayan karar adlandırılır: bakış. Adlandırılan bakış takvimi şişirmez.

Aynı masada başka bir çarşamba bir saat “toplantı” diye geçer. Geçen saat naziktir. Nezaket cuma “ben kararlaştırmıştım” üretir. Üretilen karar kâğıtta yoktur. Yokluk bir ihanet sanılır. Sanı kişiyi döver. Dövülen kişi bir sonraki 11:00’i büyütür. Büyüyen saat yine kararı tutmaz; çünkü karar hâlâ sahnededir, bakılan yerde değildir.

Örnek bir yöntem markası değildir. Marka olmayan ad her yalnız saati toplantı yapmaz. Yapılmayan toplantı bakış olabilir. Olan bakış kahraman görünmez. Görünmeyen kahramanlık yorgunluğun verim sanılmamasıdır.

Yalnız bakış yasak mıdır?

Düşünmek için oturulan bir saat, kapanış diye zorlanırsa düşünce bir karara ezilir. Ezilen düşünce kötü bir karar üretir; sonra o karar sahte bir kesinlik gibi dolaşır. Bazı saatler açık kalır ve açık kaldıkları söylenir. “Bugün karar yok; perşembe bakacağım” da bir kapanıştır. Kararsızlık ile açık bırakmak aynı şey değildir. Kararsızlık kapanışın unutulmasıdır. Açık bırakmak, kapanışın ertelenmesinin adlandırılmasıdır.

Her yalnız bakışı toplantı ilan etmek işi büyütmez; işi tiyatroya çevirir. Tiyatro küçük stüdyoda çabuk anlaşılır. İnsanlar takvimi doldurur, satırları boş bırakır. Boş satır, boş odadan daha kötüdür; çünkü kapanış varmış gibi durur. Duran görünüş yorgunluğu gizler. Gizlenen yorgunluk verim sanılır. Sanı ritmi onarmaz.

Bu yazı bir toplantı şablonu değildir. Hangi saatin nasıl adlandırılacağı kılavuz tarafına aittir. Dergi, tek kişilik toplantının neden verim olmadığını söyler. Söylemek takvim satırını bir soruyla karşılaştırır: bu, bakılacak bir karar mı? İse iki satır bakılan yere düşer. Düşen satır kayıp gibi görünür. Görünen kayıp çoğu zaman yorgunluğun tiyatro olmamasıdır. Olmayan tiyatro kahraman görünmez. Görünmeyen kahramanlık tanıksız sahneyi iş sanmamaktır.

Tek kişilik toplantı neden verim değildir? Çünkü verim bakılan yerde kalan izdir. İz olmayan saat tanığın olmadığı bir tiyatrodur. Tiyatro karar üretmez. Üretmeyen sahne kişiyi yorar. Yorulan kişi sahneyi daha ciddi ilan eder. İlan yorgunluğu gizlemez. Gizlenmeyen yorgunluk “çok çalıştım” rahatlığı üretir. Rahatlık bakılan yeri boş bırakır. Boş yer perşembe yokluk doğurur. Doğan yokluk kader değildir. Kader gibi görünen şey, takvim satırının iş sanılmasıdır. Sanı olmayan bakış saati adlandırır: bakış, kırıntı, karar. Adlandırılan üç ağız utanarak yan yana kalabilir. Yan yana kalmak aynı şey olmak değildir. Aynı şey olmayan ağız küçük işin nezaketidir.

Sık sorulanlar

Tek kişilik saat toplantı mıdır?

Olmak zorunda değildir. Tanıksız sahne karar üretmez. Karar bakılan iki satırda kalır; takvim satırı yetmez.

Yorulma verim midir?

Değildir. Yorulma izsizliğin faturasıdır. İzsiz monolog perşembe yokluk üretir; yokluk tiyatroyu haklı çıkarır gibi görünür.

Yalnız bakış yasak mıdır?

Değildir. Adlandırılmış bakış işin kendisi olabilir. Yasak bu derginin işi değildir. Yasak gibi duran şey, sahneyi verim sanmaktır.