Dolu öğle neden erdem değildir
Saat 12:40, ekran ısınmak ister, hâlâ oturuyor olmalı der. Dolu görünen öğle ısının kemiğini yer; öğleden sonra erken dağılır, sahte tane doğar.
Serkan İnce · · güncellendi
Saat 12:40. Ekran ısınmak ister. Isınmak isteyen ekran bir kahramanlık gibi durur. Durduğu yer çoğu zaman öğleden sonranın kemiğidir. Kemik yeni bir oturuş istemez. İstemeyen öğle tek kişilik birçok masada bir zaaf gibi okunur: hâlâ oturuyor olmalı. Okunan zaaf kişiyi döver. Dövülen kişi 12:40’ta zorla dosya açar. Açılan dosya, boş öğlenin anlamını da unutturur: dolu tane değildir. Tane olmayan öğle, öğleden sonra dağılmayı erken satın alır. Satın alınan dağılma ritmi utandırır.
Bu sahneyi bir verimlilik vaadiyle kapatmak kolaydır. Vaat öğleyi ikinci bir sabah ilan eder. İlan boş görünen saati bir suç delili yapar. Suç çoğu zaman adsız kalmış bir nefestir. Adsız nefes tembellik gibi anlaşılır. Okunan şey taneyi utandırır. Utanan tane öğleden sonraya sızar. Sızan tane “öğleden sonra yine tutmadı” cümlesini doğurur. Cümle kişiyi döver. Dövülen kişi öğleyi daha da doldurur. O öğle çalışmış gibi görünür. Asıl duran yer tanenin ikinci kez ölmesidir.
Dolu öğle erdem midir?
Dolu görünen öğle bir erdem gibi anlaşılır. Okunan erdem çoğu zaman ısının yenilmesidir. Açık kalan ısı her kırıntıyı tane sanır. Sanılan tane öğleye yığılır. Binen iş artığın üstüne binerse ölür. Ölen tane “en azından doldurdum” bırakır; kalan cümle nefesi kaçırılmış bir saat yapmaz; tam tersine nefesi lüks sanır. Sanı yetişmeyen işte ödülü siler. Silinen nefes tam da kaldığı anda yok olur.
Tersi de vardır. Öğle bir tapınak yapılır. Tapınak her kırıntıyı düşman ilan eder. İlan bakım saatini de kusurlu yapar. Kusurlu ilan zalimdir. Böyle bir hüküm bu derginin işi değildir. İş, adsız doluluğun neden erdem olmadığını söylemektir. Bu duruş 12:40’ı bir mahkeme olmaktan çıkarır.
- Dolu öğle çoğu zaman erdem değildir.
- Adsız doluluk taneyi öldürür; adlandırılan öğle ritmi tutar.
- Zorla yığılan iş artığın üstüne binerse ölür.
Bu sahneyi bir verimlilik sopasına çevirmek de yanlıştır. Sopa dolu görünen öğleyi bir grafik yapar. Grafik sakin derginin işi değildir. İş, ısının neden hediye olmadığını söylemektir. Bu duruş öğleyi bir ödül olmaktan çıkarır. Ödül yetişmeyen işte hiç gelmez. Yokluğu tam da nefesin kaldığı andır.
Boş öğle tembellik midir?
Dolu öğle erdem değildir; çünkü erdem adsız kalmış bir hükümdür. Bu yargı olmayan nefes adlandırılır: bu saat tane yok. Yok tane ihanet gibi görünür. Asıl duran yer çoğu zaman tanenin ölmemesidir. Ölmeyen tane öğleden sonra gelebilir. Gelen tane her saati aynı kahramanlığı istemez. İstemeyen ritim dolu öğleyi bir lüks olmaktan çıkarır. Çıkan lüks utanarak kalabilir. Utanarak kalan nefes yine de iştir.
Nefes bir kimlik değildir. Kimlik her 12:40’ı aynı sessizliğe zorlar. O sessizlik teslim öğlesini de kusurlu yapar. Kusurlu ilan zalimdir. Sert olmayan bakış öğleyi adlandırır: nefes, kırıntı, tane. Adı konmuş üç ağız utanarak yan yana kalabilir. Yan yana kalmak aynı şey olmak değildir.
“Öğle şu kadar dakika dolu” cümlesi burada bir kural tableti değildir. Tablet masaları tek biçime ezer. Ezilen masa kendi nefesini göremez. Kör kalan masa öğleyi de erdem yapar. Yapılan erdem taneyi öldürür.
Adsız öğle tembellik gibi anlaşılır çünkü takvim boş görünür. Boş görünen yer çoğu zaman ısının kapanmasıdır. Açık kalan ısı her kırıntıyı tane sanır. Sanılan tane 12:40’a yığılır. Binen iş artığın üstüne binerse ölür. Ölen tane “öğle boşa gitti” bırakmaz; “doldurdum” rahatlığı üretir. Rahatlık ölmüş taneyi örtmez. Örtü bir sonraki boş öğleyi daha da korkutur. Korkan kişi saati doldurur. O saat çalışmış gibi görünür. Asıl duran yer tanenin ikinci kez ölmesidir. Ölmeyen tane adlandırılmış bir yokluk ister: bu saat tane yok. Adı konmuş yokluk izin formu olmak zorunda değildir. Olmayan form hediye paketi de değildir. Paket olmayan nefes işin doğasıdır.
Adlandırılmış bir 12:40
Küçük örnek bir çevirmenin 12:45’idir. Ekran kapanmaz; dosya da açılmaz. Kapalı dosya iki satır tutar: “öğle nefes. Tane 14:20.” Satırlar bir izin formu değildir. Satırlar 12:40’ın mahkeme olmamasını ister. Olmayan mahkeme ince işi utandırmaz. Böyle bir öğle öğleden sonrayı tutar. Tutan öğleden sonra yeniden ısınabilir. Isınabilen tane her saati aynı kahramanlığı istemez.
Aynı masada başka bir 12:45 zorla dosya açar. Açılan dosya artığın üstünde bölünür. Parçalanan tane ilk iletide ölür. Ölen tane “öğle doldu” bırakır; kalan cümle dolu öğleyi erdem delili yapar. Yapılan delil öğle arasını da lüks sanır. Sanı nefesin hediye olduğunu söyler. O sanı tam da nefesin kaldığı anda ödülü siler.
Örnek bir yasak değildir. Yasak olmayan ad tane istemeyen öğleyi gizlemez. Açık kalan öğle zaaf olmaktan çıkar. Çıkan zaaf nefes olabilir. Olan nefes kahraman görünmez. Asıl nezaket tanenin ölmemesidir.
Teslim öğlesi de boş mu durur?
Teslim öğlesi, canlı saat, müşterinin olduğu ara: tane işin kendisidir. O tane bu yazıdan bir kusur giymez. Giyilen kusur zalimdir. Böyle bir kusur bu derginin işi değildir. Dergi, bölünce ölen tane için bazı öğlelerin ısınmaması gerektiğini söyler. Bu duruş 12:40’ı bir imtihan olmaktan çıkarır. İmtihan olmayan öğle dosyayı kapalı bırakabilir. Kapalı dosya boşluk sanılır. Sanı haksızdır.
Boş öğle her zaman artık değildir. Artık olmayan öğle seçimdir: bu saat tane yok. Yok tane tembellik sanılır. Sanı seçimi gizler. Saklanan seçim zorla oturuş doğurur. Doğan oturuş sahtedir. Bu oturuş “en azından doldurdum” rahatlığı üretir. Rahatlık ölmüş taneyi örtmez.
Bu yazı bir öğle şablonu değildir. Hangi saatin kapanacağı kılavuz tarafına aittir. Dergi, dolu öğlenin neden erdem olmadığını söyler. Bu duruş ısınmak isteyen ekranı bir soruyla karşılaştırır: bu, nefes saati mi? İse öğle adlandırılır. Adı konmuş öğle kayıp gibi görünür. Dışarıdan bakınca kayıp çoğu zaman tanenin ölmemesidir. Ölmeyen tane kahraman görünmez. Asıl nezaket öğleyi erdem ilan etmemektir.
Dolu öğle neden erdem değildir? Çünkü erdem adsız kalmış bir hükümdür. Bu yargı kişiyi döver. Dövülen kişi öğleye zorla iş yığar. Binen iş artığın üstüne binerse ölür. Ölen tane “doldurdum” bırakır; kalan cümle nefesi lüks sanır. Sanı yetişmeyen işte ödülü siler. Silinen nefes tam da kaldığı anda yok olur. Yok olmayan şey adlandırılmış öğledir: bu saat tane yok. Adı konmuş yokluk ihanet değildir. İhanet, dolu öğleyi erdem ilan etmektir. İlan ritmi onarmaz.
Sık sorulanlar
Dolu öğle erdem midir?
Değildir. Dolu çoğu masada ısının yendiği saattir. Yenilen ısı öğleden sonrayı eğer; eğilen öğleden sonra sahte tane bırakır.
Boş öğle tembellik midir?
Değildir. Adlandırılmış öğle ritmi tutar. Adsız doluluk taneyi öldürür; ölen tane “öğle boşa gitti” bırakmaz, tam tersine “doldurdum” rahatlığı üretir.
Teslim öğlesi de boş mu durur?
Teslim öğlesi işin kendisi olabilir. Bu yazı o masayı çalmaz. Çalınan dil, her dolu öğleyi erdem sanmaktır.