RSS

HIL

Küçük iş için sakin not.

Okuma

Okuma notu iş değildir

Kenara düşen cümle akşam hallettim hissi verir. Yazılmış olmak teslim değildir; bakılan yerde seçilmemiş satır, çarşamba yazmıştım utancını büyütür.

· · güncellendi

Okuma notu iş değildir

Bir sayfa kapanır. Kenara bir cümle düşer; parlak, kısa, akşam “hallettim” hissi verir. Çarşamba o cümle “yazmıştım” olur. Yazılmış olmak teslim değildir. İş, bakılan yerde seçilmiş bir satırdır. Kenar çoğu zaman yalnız dikkatin artığıdır. Artık yok sayılmaz. Yok sayılmayan artık teslim diye de yürümez.

Bu sahneyi bir tembellik anlatısı gibi kurmak kolaydır. Kolay olan çoğu zaman kenarı küçümser. Küçümsenen kenar okumayı da bıraktırır. Bırakılan okuma bu derginin işi değildir. Asıl karışma şudur: parlak cümle, bakılacak seçimin yerini alır. Yerini alan sanı küçük stüdyoyu yorar; çünkü herkes bir şey yazmıştır, kimse aynı şeyi tutmaz.

Defter dolu görünür. Dolu görünmek düşünülmüş sayılır. Düşünülmüş sayılan şey cuma “karar yok” üretir. Üretilen yokluk defterin suçu sanılır. Sanı haksızdır. Suç gibi görünen şey, kenarın iş yerine geçmesidir. Geçen yer, “yazılı duruyor” rahatlığını büyütür. Rahatlık bakılan yeri boş bırakır.

Deftere düşen cümle teslim değildir

Düşen cümle sayfaya bir saygıdır. Saygı ekibe gösterilmiş bir seçim değildir. Seçim bir ad, bir “şunu tuttuk”, bir bakılacak gün ister. İstemeyen kenar yalnız okuyanı tutar. Tutan kenar değerlidir. Değerli kenar yine de iş değildir. İş olmayan kenar haftalık listeye sızınca liste şişer. Şişen liste haftalık üç bağlantının ölçeğini yer. Yenen ölçek okumayı “sonra” klasörüne çevirir. Sonra, notun da işin de düşmanıdır.

Kenar bazen bir itirazdır. İtiraz parlak olabilir. Parlak itiraz karara ezilmeden defterde kalabilir. Kalan itiraz yedi sayfalık bir “bir bakıver” olmasın diye üç sayfadan uzun notun uyarısını da hatırlar. Hatırlanan ölçek kenarı şişirmez. Şişmeyen kenar okumayı tutar. Tutulan okuma, bakılacak satırı ayrı ister. Ayrı istenen satır utana utana kısa olabilir. Kısa satır kenarın parlaklığını küçümsemez. Küçümsenen şey, parlaklığın teslim sanılmasıdır.

  • Kenar dikkati tutar.
  • Bakılan satır seçimi tutar.
  • İkisi aynı ağızda karışınca “yazmıştım” utancı büyür.

Bazı anlatılar bu sahneyi bir verimlilik aracıyla kapatmak ister: etiket, klasör, ikinci beyin. İkinci beyin kenarı bir depo yapar. Depo seçim üretmez. Üretmeyen depo “yazılı duruyor” rahatlığını büyütür. Büyüyen rahatlık bakılan yeri boş bırakır. Boş yer, işin olmadığı yerdir.

Kenar gece yazılmış olabilir. Gece yazılan şey çoğu zaman henüz kesilmemiş bir bakıştır. Bakış ayrı bir oturuş ister. Oturuşa gizlenmiş bakış karşı tarafın öğlesini çalmaz; çünkü henüz gönderilmemiştir. Gönderilmeyen kenar masum görünür. Masum görünüş yine “yazmıştım” rahatlığını üretir. Rahatlık bakılan yeri boş bırakır. Boş yer ertesi çarşamba iki hatıranın çatıştığı yerdir: ben yazmıştım, sen görmedin. İkisi de samimi olabilir. Samimi iki hatıra bakılan satırın yokluğunu gizlemez.

Yazmıştım bir kanıt değildir

Okuma notu iş değildir; çünkü iş, bakılan yerde değişen bir seçimdir. Seçim kenarda gizlenmez. Gizlenen seçim bakılmaz. Bakılmayan seçim yazılmamış hükmündedir. Hüküm küçük masada pahalıdır. Pahalı hükmü ucuzlatan şey kenarı silmek değildir. Ucuzlatan şey, seçimin ayrı satırda utanmadan bakılabilmesidir. Satır defterin parlaklığını taklit etmek zorunda değildir. Taklit etmeyen satır bakılır. Bakılan satır iştir. İş olmayan kenar okumadır. Okuma küçümsenmez. Küçümsenen, karışan addır.

“Yazmıştım” çoğu zaman bir hatıradır. Hatıra samimidir. Samimi hatıra ekibi bağlamaz. Bağlamayan hatıra perşembe bir çatışma doğurur: ben yazmıştım, sen görmedin. İkisi de doğru olabilir. Doğru iki hatıra, bakılan yerde satır yokluğunun doğal hâlidir. Doğal hâl kader değildir. Kader gibi görünen şey kenarı iş sanmaktır.

Parlak cümle gönderilmek ister. Gönderilen kenar yedi sayfalık bir bakıver olur. Bakıver bakılmaz. Bakılmayan bakıver kenarı da işi de utandırır. Utanç daha çok not üretir. Üretilen not yine iş değildir.

Kenar ile bakılan satır

Küçük örnek bir kapak yazısının kenarıdır. Kenar: “bu tını ağır.” Ağır tını bir itirazdır. İtiraz defterde kalabilir. Bakılan yere ayrı düşerse iş olur: “kapak tınısı sade — Ayşe — cuma bakılacak.” Ayrı düşen satır iştir. İş olan satır kenarı silmez. Silinmeyen kenar okumayı tutar. Tutulan okuma seçimi gizlemez.

Aynı stüdyoda başka bir öğle defter dolar. Dolan defter “düşünülmüş” gibi görünür. Görünen yer, bakılan yerin boşluğudur. Boş yer cuma “karar yok” üretir. Üretilen yokluk defterin suçu sanılır. Sanı kenarı döver. Dövülen kenar okumayı da keser. Kesilen okuma küçük işin nefesini de keser. Nefes, not ile işin aynı ağızda karışmamasıdır.

Ayrım bir yöntem markası değildir. Marka olmayan ayrım masada çirkin görünebilir: defter dolu, satır yok. Yok satır, işin olmadığıdır. Olmayan iş okunmuş sayfa ile örtülmez. Örtü parlak kenardır. Parlak kenar yine de iş değildir.

Notu küçümsemek bu yazının işi değildir

Bazı masalarda not işin kendisidir: editörün işaretlediği satır, çevirmenin sorusu, düzeltmenin işareti. Bu yazı o masayı üç sayfaya ezmez. Ezmek dili çalmaktır. Dil çalınmasın diye burada konuşulan şey, okumanın artığını teslim sanan küçük masadır. Masa kenarı iş yapınca “yazmıştım” utancı üretir. Utanç kader değildir.

Bu yazı bir not alma şablonu değildir. Hangi kutunun hangi sırayla doldurulacağı kılavuz tarafına aittir. Dergi, kenarın neden iş olmadığını söyler. Söylemek notu küçümsemez. Küçümseme gibi görünen şey, doldurulan defteri teslim ilan etmektir. İlan edilmeyen teslim “yazmıştım”ı seyrekleştirir. Seyrek cümle ilişkiyi kemirmez.

Kenara düşen cümle akşam hallettim hissi verir. His samimidir. Samimi his çarşamba bir kanıt sanılır. Sanılan kanıt bakılan yerde yoktur. Yokluk defteri döver. Dövülen defter okumayı kestirir. Kesilen okuma yığına kaçar. Kaçan yığın haftalık üç bağlantıyı da öldürür.

Öldürmeyen ayrım kenarı tutar, seçimi ayrı bakılır kılar. Ayrı bakılan iki şey utanarak yan yana kalabilir. Yan yana kalmak aynı şey olmak değildir. Aynı şey olmayan iki ağız küçük işin nezaketidir. Nezaket defteri doldurmak değil; doldurulan defteri teslim ilan etmemektir.

Okuma notu iş değildir. İş, bakılan yerde seçilmiş satırdır. Satır yoksa yazılmışlık yalnız hatıradır. Hatıra samimidir. Samimi hatıra ekibi bağlamaz. Bağlamayan hatıra “yazmıştım” utancını büyütür. Utanç kenarı daha da şişirir. Şişen kenar yine bakılmaz. Bakılmayan kenar, parlaklığın teslim olmadığını hatırlatır. Hatırlatılan şey bir yöntem markası değildir. Marka olmayan ayrım defteri yok saymaz; defteri teslim ilan etmez.

Sık sorulanlar

Deftere düşen cümle kayıt mıdır?

Değildir. Kayıt, bakılan yerde seçilmiş satırdır. Defter dikkatin artığıdır. Artık okumayı tutar; işin yerini almaz.

Not hiç mi işe yaramaz?

Yarar; okumayı tutar. Tutulan okuma teslim değildir. Teslim sanısı “yazmıştım” utancını büyütür.

Editörün işaretlediği satır da artık mıdır?

Hayır. O satır işin kendisi olabilir. Bu yazı o masayı çalmaz. Çalınan dil, kenar notunu teslim sanmaktır.